Tarihte bugün: Kadıköy Destanı

Bugün, 2005’te Beşiktaş’ın Fenerbahçe’yi Kadıköy çimlerine gömdüğü maçın yıl dönümü…

O günden bu yana tam 12 yıl geçti ancak o gün yaşananlar hafızalardan asla silinmedi.

Tam 12 yıl önce Beşiktaş, Fenerbahçe’yi Kadıköy’de kalecisiz olarak yenip, Türk Futbol tarihine bu maçı altın harflerle yazdırdı.

Maçın ilk golünü 27’de Tümer’le Beşiktaş atmış, Fenerbahçe Luciano ile 34’te 1-1’i bulmuştu. Beşiktaş soyunma odasına Carew’in son dakika golüyle 2-1 önde giderken, 69’da Alex’in golüyle skor 2-2 olmuş, 76’da İbrahim Akın’la Beşiktaş tekrar 3-2 öne geçmişti. Dakikalar 82’yi gösterirken Fenerbahçe penaltı kazanmış, Beşiktaş kalecisi Cordoba kırmızı kart görmüş ve 3 oyuncu hakkını dolduran Beşiktaş’ın kalesine Pancu geçmişti. Alex 82’de penaltıyla skoru 3-3’e getirdikten sonra son 10 dakikada Pancu kalede devleşirken, Koray’ın uzatmadaki golü skoru ilan etmişti.

Maçın öyküsü;

17 Nisan 2005 gecesi saat 19.00’da Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda bulunan Fenerbahçeli, Beşiktaşlı taraftarlar, yöneticiler, futbolcular, görevliler ve televizyonları başındaki milyonlarca sporsever, sadece 90 dakika süren bir derbi mücadelesi izlemedi. Aynı zamanda Beşiktaş’ın yazdığı tarihin de tanıklığını yaptı.

Derbi öncesinde çok şey söylendi; yazıldı, çizildi. Ancak hiçbiri gerçekleşmedi. Beşiktaş, tarihinin sayfalarına altın harflerle yazılacak bir doksan dakikaya başladı. Fenerbahçe Anelka ile Tuncay ile geldi. Alex ile Selçuk ile Cordoba’yı denedi. Binlerce Fenerbahçeli, Şükrü Saraçoğlu Stadı’nı Beşiktaş’a dar etmek istedi. Ancak golün adı Tümer’di. 27. dakikada Tümer Metin yükseldi, topu rakibinden söktü. Luciano’nun üzerinden aşırdı. Kaleci Rüştü ile karşı karşıya kaldı. Kendisini takip eden savunmanın pozisyonu bozma çabasına, açıyı kapatmak için üzerine doğru gelen kaleciye karşın, muhteşem top kontrolü ve vuruşu ile Beşiktaş’ı 1-0 öne geçirdi.

Kadıköy’de 1800 Beşiktaşlı sevinç çığlıkları atıyor, televizyonları başındaki Siyah-Beyazlılar havaya sıçrıyor, Fenerbahçe tribünleri buz kesiyor, Fenerbahçeliler’in ağzını bıçak açmıyordu. Ancak hiç kimse bu golün bir destanın başlangıcı olduğunu da henüz bilmiyordu.

34. dakikada Fenerbahçe Luciano’nun rövaşata golü ile skoru 1-1’egetirdi. Bu sefer sevinme sırası sarı-lacivertlilerindi.

Ancak bu sevinç de fazla uzun sürmedi ve sahneye bu sefer Beşiktaş’ın golcüsü John Carew çıktı. İlk yarının uzatma dakikalarında Tümer’in harika ortasına iyi yükselen Carew Rüştü’yü mağlup etti.

 

2. yarıda sahada kendine güvenen, galibiyete inanan ve atmosferden hiç etkilenmeyen bir Beşiktaş vardı. Beşiktaş atıp, kaçıyor. Fenerbahçe kovalamaya çalışıyordu. 69. dakikada yine böyle bir sahne yaşandı. Alex, Carew’in golüne yanıt verdi, skor tabelası eşitlendi (2-2).

Dakikalar 76’yı gösterdiğinde Ahmed Hassan’ın çabasıyla kapılan top, İbrahim Akın’ın önüne geliyor, genç oyuncumuz da önce kaleye bakıp, atacağı yeri belirliyor, sonra da Milli kaleci Rüştü Rençber’in kapattığı köşeden meşin yuvarlağı ağlarla buluşturuyordu. Bu Kadıköy’de yazılan destana yakışır, muhteşem bir goldü. Yine Fenerbahçe tribünleri susmuş, Beşiktaşlılar ayağa kalkmış, tek bir ağızdan haykırmışlardı, “Biz Beşiktaşız, rekor tanımayız.”

Fenerbahçe, bu sezon Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda tam 14 maç yapmış ve hiç bir maçını kaybetmemişti. Fenerbahçe, üstelik bu 14 maçta sadece kalesinde 4 gol görmüştü. Ancak dakikalar 76’yı gösterip İbrahim Akın, fileleri havalandırdığında bu rekorlarının Beşiktaş’a sökmeyeceğini herhalde hissetmişlerdi.

Maçın hakemi Bülent Demirlek, takdir haklarını Fenerbahçe’nin lehine kullanmasına karşın, en büyük hatasını Tuncay’ın Beşiktaş ceza sahası içinde kendisini yere atmasını Tuncay’a sarı kart göstererek değil de, Beşiktaş’ın aleyhine penaltı çalarak değerlendirmesiydi. İşte bu an Kadıköy Destanı’nın da yazıldığı andı. Cordoba’nın haklı tepkisini sarı kart ile cezalandırarak, Kolombiyalı kalecimizi 2. sarı karttan kırmızı kartla oyundan atan Demirlek, bir anlamda Pancu’nun kalede devleşmesine de fırsat tanımış oldu. 3 değişiklik hakkını kullanmış olan Beşiktaş, hem kalecisiz kalmış, hem de gol atması için oyuna aldığı ve diri futbolcusu Daniel Pancu’yu kaleye geçirmek zorunda kalmıştı. Penaltıyı Alex golle sonuçlandırıp skoru 3-3 yapmasına karşın, henüz Beşiktaş son sözünü söylememişti…

Beşiktaş’ın son sözünü söylemeden önce sahadaki kadro şöyleydi:

Kalede; Daniel Gabriel Pancu
Savunmada; Guiaro Ronaldo, İbrahim Toraman, Çağdaş Atan, Ali Güneş
Orta Sahada; Ahmed Hassan, Koray Avcı, Tayfur Havutçu, İbrahim Akın
Forvette; John Carew

Beşiktaşlılar biliyordu; Kadıköy’de yenilmeyeceklerdi. Beşiktaşlılar biliyordu; tarih tekerrür edecek ve Fenerbahçe’nin rekoru bitecekti.

Beşiktaşlılar inanmıştı; çünkü sahaya Hakkı Yeten ruhuyla, 100. yıldaki şampiyonluğun kutlandığı formalarla çıkmışlardı ve yenilmeyeceklerdi.

Fenerbahçe kalede Pancu’nun bulunmasını fırsat olarak görüp, şutlarla, kafalarla Rumen oyuncuyu denemesine karşın, Pancu’nun gol yemeye hiç niyeti yoktu. Yemedi de… Böyle bir mücadelenin, böyle bir özverinin, böyle bir ruhun hakkı elbette ki galibiyetti. O da Koray Avcı’nın muhteşem golüyle geldi. İbrahim Akın’ın sürüklediği topta ileriye hareketlenen Ali Güneş topla buluştu, Ali’nin şutu savunmadan sekti ve tekrar İbrahim Akın’ın önüne düştü. İbrahim bir arkadaşının yanına yaklaşmasını bekledi, topu kendisine yaklaşan Ali Güneş’e bıraktı, gerilerden gelen isim ise Koray Avcı oldu. Ali Güneş, topu yavaşça Koray’ın önüne yuvarladı. Sonra ne mi oldu?

-KORAY, YERDEN, GOOOOOOOOOOOLLLLLLLL… KORAY ATTI, TARİHİ BİR MAÇ İZLİYORUZ TARİHİ…

Hakkı Yeten’in, Şeref Görkey’in, Recep Adanır’ın yazdığı destanları bu sefer, İbrahim Toraman’lar, Koray Avcı’lar, Tayfur Havutçu’lar yazıyor; Fenerbahçe rekoruna veda ediyor; Beşiktaş tarihinin sayfalarına muhteşem bir altın sayfa daha bırakıyordu. Bu destanın adı da zaten belliydi: ”Kadıköy Destanı”

Bu yazı hakkında bir şeyler söylemek istiyorsan yorum yaz...

error: İçerik korunuyor!!!